4 - TAKDİR ve LİYAKAT meselesi (HATEM HOCAMIZIN CANLI YAYIN DERSLERİNDEN)

İnsanların kafalarını karıştıran bir mesele onu açıklamaya çalışacağım inşaAllah

Size şöyle diyeyim, mesela bizde güç var, Ulvi hocalar var, bizler varız, mademki bu alemler elimizde oyuncak gibi, her emrimizi yerine getiriyorlar. Peki İslam aleminin lehine niye bir şeyler yapılamıyor? Mesela 18 bin aleme emir verelim ehli sünnet müslümanlığını kalkındırsın.
Bakın işte burda TAKDİR devreye giriyor.
Şimdi bilinmeyen bir alem var, ismini vermiyorum özelliğini vermiyorum ne olduğunu vermiyorum, alemde demiyorum, çünkü cin şeytanda değildirler, aslında takdir meselesi, takdire göre dünya olaylarını onlar düzenlerler.

Bizim yapmış olduğumuz şeyler sadece vesiledir, vesileye sarılmaktır. Niyetimize, ihlasımıza samimiyyetimize ve kullandığımız vesilenin doğruluğuna göre, yine RABBİM NE TAKDİR EDERSE O OLUR.
Orda bir takdir meselesi devreye girer. Hayır ve şer Allahtandır.
Ha takdir meselesinde ise, Allahu teala adalet sahibidir.
Güzel şeylerin takdir olunması için layık olacaksınız, LİYAKAT meselesi.
Yani, ''sizi layık olduğunuz şekilde yönetiriz''.
İbadetinizde layık olmaya çalışacaksınız, ibadetiniz vesiledir, dualarınız vesiledir.
Bakın takdir, takdir aleminde -o aleme takdir alemi dersek- burda ise dua geçerlidir.
Allahu teladan korku geçerlidir, niyet, ihlas, samimiyyet geçerlidir. Pişmanlık, gözyaşı, tevbe, geçerlidir ve mücadele geçerlidir.
Asıl mücadele kalbinizde olacak, büyük mücadele nefsinize karşı olacak.
İçinizden kötülüğü atmadan, takdir kapısına veya takdir alemine çıksanız, yani nefisnize uygun bir dünya isterseniz, bunun adını İslam da koysanız, bu size nasip olmaz .
Tüm dünya sizin nefsinize uşak yapılmaz. Bunlar çok karışık ve ince konular fazlada açmak istemiyorum. Ben bu konuyu burda kapatıyım fazla derine girmek istemiyorum.

Bir şey istemek önemli değildir, bir şey isterken ona layık olmaktır önemli olan.
Takdir meselesi yani liyakat meselesi .
Diyelim ki, ben Allahu teladan evliyalık istiyorum, tamam. Orda bir kalbime bakacam, ben nefsimden vazgeçebiliyormuyum. Kalbim, nefsim nefsim, diye atarken, Allah, Allah demenin bir anlamı olmaz. Nefsime uygun bir evliyalık istemiş oluyorum, Bu olmaz.
Birde Orda ne vardır biliyormusunuz? insanların çoğu dualarını yanlış yaparlar. İnsan önce kendi ile yüzleşecek.
Misal olarak, evliya olmak için Allaha dua ediyorsun , Allahım beni evliya et, diyorsun ama bu dua bu şekilde eksiktir. Rabbim herşeyi bilir, niyetleri bilir, amenna ve saddakna. Ama asıl olması gereken dua şekli şudur. ''Ya Rabbim, beni, kalbi ile, gönlü ile, sevgine layık bir kula çevir ve bu kula sevgini nasip et, demelidir.
Bak, kalbi ile gönlü ile nefsini istemiyorusun, bilakis atıyorusun aradan.
Ya Rabbim, beni kalbi ile gönlü ile sevgine layık bir kula çevir, bunu bana nasip et ve bu aciz kuluna sevgni nasip et, denir.
Bakın önce Rabbinden değişmeyi istiyorsun, kalbin ve nefisinden öncelikle vazgectiğini ikrar ediyorsun . Bunun gibidir.
Özür dilerim zamanımızda çok oluyor, zamane müslümanları gibi Adam şimdi haram para istemiyor, '' Ya Rabbi bana helal para nasip et'', diyor ama bakıyorsunuz faizi helalleştirmiş.
Şudur budur bahanelerle, ameli ile faizi yemeği helal kabul ediyor. O kişi aslında nediyor biliyormusun, '' Ya Rabbi, bana helal para nasip et ama faiz harici diyor'' bu anlama geliyor .

Bakın niyetiniz hakikaten sahih olacak ve kendinize dua ederken benliğinizden vazgeçeceksiniz.

Benliğinizden vazgeçmeden ettiğiniz her dua, istediğiniz sonuça sizi götürmez.

Rabbim bana öyle para nasip et ama faizi kendime helal ettim demek gibi . Işte ZALİMLERİN ZİYANINI ARTIRIR.
Bakın Allahu tealadan bir şey isterken sevgisi ve rızası yönünde bir şey isterken kendinizden ailenizden ve sevdiklerinizden ve bu dünyadan ve herşeyinizden vazgeçeceksinz.
Rabbimden hayırlı şeyler istiyorsunuz, ''Ya Rabbim, beni hayırlara layık bir kula çevir, kalbi ile gönlü ve hayırlı olanı bana nasip et'' denir ve dua bu şekilde edilir.

''Ya Rabbim ben böyleyim beni değiştirmeden bana hayır nasip et'' diyemezsiniz.
Allahu teala ayette bildiriyor ''Zalimlerin ziyanını artırır''.
Şifa konusundada aynıdır. Allahım bana şifa ver değil, duanız şöyle olacak, ''Allahım beni hayra ve şifaya layık bir kuluna çevir, kalbimi, gönlümü, nefsimi, bu şekilde dönder ve bana hayırlar ve şifa nasip et.
''Allahım beni kalbiyle gönlüyle şifaya layık bir kuluna çevir ''.

Şunuda sakın unutmayın,
Size, sizin ulaştığınız herşey size nasiptir ve takdirdir.
Yani evliya oldunuz, siz evliya olmadınız, evliyalık size nasip edildi.
Eğer nasibinize layık olmazsanız bir anda evliyalıkdan düşersiniz farkına bile varmazsınız.
Herzaman herşeyin size nasip olduğunu bileceksiniz.
Yani hz. Süleyman diyor ya, karıncanın konuşmasını duyunca, bu Rabbimin bir hikmetidir.
Herşeyin Rabbinizin hikmeti olduğunu bileceksiniz, şükredeceksiniz.

İnsanların genelinde en büyük hatası kendine nasip olan şeyleri kendinden bilmesidir.
Aynı geçen anlattığım Hızır a.s. kıssasında geçen , zaten cennete gideceğimi biliyordum gece gündüz ibadetten başımı kaldırmıyorum ki, diyen insan gibi.
Size nasip olan şeyler sizden değildir, size nasip olan şeyler Rabbimin hikmeti, Rabbmin lütfu Rabbimin hediyesidir, herzaman şükredici olmayı bileceksiniz.
Kalbinizden kıscançlık, fesat, haset, çekememezliği atacaksınız. Rabbimin başkasına olan takdirine ve nasibine razı olup şükreceksiniz.

Birde, başkasına nasip olunan itaatsizlik etmek, hasetlik etmek, Rabbimizin o kişiye olan takdirine isyan etmektir, bu zenginlikde olabilir.
İstiyorsanız dünyadaki en fakir insanı olun, karşıdakide dünyanın en zengin insanı olsun, ona hasetlik etmeyeceksiniz. Ona, onu nasip eden Rabbimdir, onun malına, mülküne yaptığınız hasedlikten dolayı Rabbinin takdirine isyandır .
Rızık Allahtandır.
Asla kötü gözle bakmamayı öğreneceksiniz.
Bu ilim, olabilir, bu evliyalık olabilir, bu makam olabilir, unutmayın en büyük makam insana Rabbimizin nasip etmiş olduğu KULLUĞUDUR.
Ya bu kulluğu kendi benliğinizle kirletirsiniz, yani kendi nefsinizde ve benliğinizde taviz vererk kul olmaya çalışırsınız, ki ibadetle Allahu tealayı kandırmaya çalışırısınız, haşa . Halbuki kandırılan sizsiniz. Yoksa şiilerde namaz kılıyor, alevilerdende namaz kılan var.
Yada kendi benliğinizi ve nefsinizi aradan çekersiniz, Rabbinize kul olmaya çalışırsınız.

Unutmayın insana verilmiş en büyük makam, Rabbimizin nasip etmiş olduğu KULLUĞUDUR.