Bilim şu an makro ve mikro düzeyde ama kökende maddeye ve varlığa inilmedi yani hala cisimleri inceliyoruz
ama cismin sebebine ulaşabilmiş değiliz
onun için cisimlerin tabi özelliklerine göre oluşturduğu kurallar
yani tabi bilimler
fen bilimleri
varlıksal kökende değişikliğe uğrayacaktır eğer varlıksal kökende ikinci yada üçüncü türetme yolları keşfedilebilirse
o zaman bu zamandaki tüm bilim tarih olacak ve durumsallaşacaktır.
buda demektir ki bugünün biliminin daha ispata ihtiyacı var
hala sanal ve olabilir ihtimali üzerine yani şu an öğle ama ileride akşam olmayacağını kim söyleyebilir
İLİM ve BİLİM paralel ilerler
nasıl biz ikinci havas alemi oluşturduk
ve şimdiye kadar havas kitaplarında GEÇEN BİLGİLERİN SADECE BİR "YÜKLEME" OLABİLECEĞİ TEZİNİ İLERİ ATTIYSAK
ve bunu kendimizce delillendirmeye çalıştıysak
yarın bir gün madde oluşumu hakkında insanların keşif yapıpta ikinci bir uzay oluşturamayacaklarını kimse iddia edemez
bakın kardeşlerim
eğermanasal düzede değil fen bilimlerinde varlıklandırma dediğimiz bu olayı becerebilirse insanlar iğne deliğine dünyalar sığdırlabilir. geçişler mesafe ve zaman odaklı olmaz,
mesafe kalkar aradan alemsel olur bir cinin bir anda bir yerden bir yere gitmesini açıklamıştık.
buda demektirki insan yaşadığı kalıp dünyadan kurtulur sınırsız bir aleme sahip olur
eğer bu oluşturduğu sınırsız alemde farkına varmadan dengeleri bozarsa işte o zaman her şey yerle bir olur bu tip yazıları yazmak kolaydır ama bu yzılar ilim bilim ve ispat değildir
"ihtimaldir" olmazmı olabilir ama olmayabilirde
-YECÜC veMECÜC hala bulunamadı
-nerede bu varlıklar

-Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vessellem ne Emretti ise Doğrudur.

benim az önce yazmış olduğum ihtimale basit bir ispatta tamam dünya üzerinde ama bunlar.
ama iğne ucu kadar yere sığmış kendi dünyalarındalar
-DECCAL bir adada hapis
-NEREDE ADA
bakın bunlar ihtimal ve getirilen zayıf ispatlar
olabilirde olmayabilirde.

TEMEL NEDİR: ?
TEMELİN KIYAMETLE İLİŞKİSİ NEDİR: ?

temel Hak Yaratılış yani Kur'an yani bir temel çatı var agacın gövdesi bu çatı yıkılırsa ağaç yıkılır ama bu gövde üzerinde dallar yapraklar kollar olabilir insanoğlu maddi varlıklandırmayı gerçekleştyirse bir noktaya bir dünyayı yada bir alemi sığdırsa
bile bir temele muhtaçtır.
bu demektirki noktadaki alem kıyametten kaçamaz ve kurtulamaz

SORU ŞU
biz temelde yaşayanlarmıyız ?
yoksa dallarda yapraklarda yaşayanlarmıyız ?
gerçeği bilmediğimiz için yaşadığımızı gerçek mi zannediyoruz ?

Yani yaşadığımız alemi algı beyindendir.
Yani yaşadığın alemi algılayan beyindir.
Eğer beyin toğrağı ateş olarak algılarsa biz toğrağı ateş olarak görürüz ama bizi toprak yakmaz varsayımsal düzeyde temel alem
bu birazda manevi bedenler konusunun ileri düzey derslerine girmekte.
--Manevi bedeni vücut bedenle birleştirip BİLİNÇve İDRAK ile bütünleştirebilirmiyiz ?
--Bütünleşirse eğer manevi bedendeki manevi akılmı hükmeder bilinçteki aktif aklımız mı?
--Eğer btünleşirse manevi bedeni taşırken maddi bedenimizde yanında sürüklenir mi ?
soru çok ve bu sorular aynı zamanda bilimin temelinide oluşturur.
DİN BİLİM ilişkisini incelediniz yada İLİM BİLİM ilişkisi
kainatta iki şey vardır nokta ve ilişki
Nokta herşeydir daha doğrusu herşeyi oluşturan herşeydir.
mesela güneş ile senin manevi bedenin her biri birer noktadır
birde bunları birbirine bağlayan ilişki vardır.
sonuç ETKİLEŞİMDİR
Senin toprak bedenin ile güneşte birer noktadır ama aralarında bir ilişki vardır
sonuç ETKİLEŞİMDİR
Senin manevi bedenin ve toprak bedeninde birer noktadır. ama aralarında bir ilişki vardır.
sonuç ETKİLEŞİMDİR
ben makro düzeyde anlatıyorum
hem bağlıdır hemde değildir
Senin etkileşime girmemiş manevi bedenin ve etkileşime girmemiş toprak bedenin arasında ilişki vardı ya,
Senin etkileşime girmemiş manevi bedenin ve etkileşime girmiş toprak bedenin arasındada bir ilişki vardır.
sonu ETKİLEŞİMDİR
Senin etkileşime girmiş manevi bedenin ile ertkileşime girmemiş toprak bedenin arasındada ilişki vardır.
yani fazla uzatmaya gerek yok
sıfır anında yani hiç ilişkisi olmamış iki noktanın birbirleri ile ilişkisi olduğu an 3 etkileşimi vardır
hiçler
ve birler
yani 0 ve 0
ikiside 1 oldu
o zaman 0 a 1
1 e 0
ve 1 e 1
Eğer buna üçüncü noktayıda katacak olursak temelden hiçler üzerine ve etkileşime girer iki tane 1 üzerine hiç olarak ve dahası olarak 4 ihtimal üzere gelir
biz temelden hiçler üzerine olanı inceleyelim
üç tane 0
yani 0 ve 0 ve0
aynı anda ilişkileri başladı
0 ve 0 ve 1
0 ve 1 ve 0
1 ve 0 ve
1
1 ve 0 ve 0
1 ve 1 ve 0
1 ve 1 ve 1
0 ve 1 ve 1
birde bunların ilişkisel düzlemde ilişkileri vardır.
Yani o zaman her ilişki birer nokta olur varlık ikiye ayrılır
MADDESEL DÜZEY VE MANASAL DÜZEY
B harfi bunun için ikidir ama gerçekte teki yani noktayı temsil eder ve bunun için iki parçalı şekilden oluşur
bir temel olan HİÇ NOKTA
diğeri noktaların toplamı olan uçları eğik yani toplamayı ve bükülmeyi temsil eden EĞİK ŞEKİL
eğik şekil olmazsa nokta anlam ifade eder ve B olduğunu belli eder ama nokta olmazsa eğik şekil anlam ifade etmez
bunun için temel varlık alemidir.
canlılık ilişki biz insanların durumu bu varlık aleminde biz nerdeyiz
B'nin altındaki noktadamı
yoksa üstte toplamayı eğilmeyi ve şekillenmeyi sağlayan noktalar kümesindemi yani çizgi üzerindemi
yoksa bu eğik şeklin oluşturduğu mananın yani hayat ve canlılığın içindemi
günümüz bilimide aynıdır henüz nerede olduğunu ve nereyi incelediğini bilmemektedir
bilim şu an sadece kullandığımızı incelemektedir yani
yaşadığımız yeri
yani bu anlattığım simya, kimya, havas, fizik zamanın temelleridir.
bu noktadan sOnra bilimler parçalanmış ve yaşadığımız yere göre incelemeye ve ilerlemeye başlamıştır. bu ilmin adını sorarsanız kardeşlerimim
KADİM İLİM DENİR bazıları MİSTİK İLİM de der
felsefeninde temelini oluşturur.
Mantık bilinçlenmesi ve şekillenmesininde temelini oluşturur.
Aynı zaman da psikoloji ve toplum psikolojisi
İLMİ HATEM'İN TEMEL DERSLERİNDENDİR
İLMİ İSMET'TE YARDIMCI BİR İLİMDİR
İLMİ İSMET içinde feraset denilen bölümün temelini inşa eder
herşey yaşamdır.

CANLILIĞIN VE SÜRECİN İNCENLENMESİ

canlılık ilişkidir ilişkiler ise zamanı oluşturur tek nokta için zaman yoktur ama iki nokta olursa zaman başlar hiç varlıklarının çoğalması zamanı oluşturur
maddelerin bir birlerini çektiği çekim kuvveti gibi
zaman demek ilişki demektir
iki noktanın birbirlerine göre oluşturduğu zaman ilişkiyi başlatır
bu ilişki etkileşimi başlatır etkileşim ise her anı tek tek başlatır
ama aynı zamnda zamanda sürekiliği başlatır
burada zamanın sonsuza çoğalması söz konusudur
her anın tek tek başlaması misaller alemini oluşturur
o zaman hiç varlık nokta ikiyse zaman ilişkileri sonsuza çoğalttıysa
ilişkiler birer nokta olduysa ve bu ilişki noktaları yeni ilişkileri oluşturduysa bunlarda nokta olduysa diye sonsuza gider
Ama tüm ilişki noktaları ve zaman temeldeki iki nokta üzerindedir
diyelimki iki nokta yok
tek noktaya göre zaman yoktur ama tek noktanın kendi kendine durumu vardır bu durumda zamanı kendi kendine hali başlatır
ve tek nokta kendi ile ilişkiye girer ve etkileşimi başlatır
o zaman ilişkiler zamanı etkileşimler sonucu oluşturur
ilişkiler birer noktaya dönüşürse yine sonsuza çoğalır
burada hatırlamamız gereken etkileşimlerin yani sonuçlarında birer nokta olma durumu vardır buda bize
TEMEL VARLIK
DURUMSAL HAL
İLK İLİŞKİ
İLK ZAMAN
ETKİLEŞİM YANİ SONUÇ
ve son hal yani varlıklanmış nokta yı oluşturur
o zaman her varlıklanmış nokta bir temel alemdir
ve üzerine ilk hiç noktadaki sonsuz alemler inşa edilebilir
bu durumda insanoğlunun fen bilimlerini incelerken
biz hangi varlıklanmış noktadayız ona bakmak lazım
eğer tek noktadaki kendi kendine hali ise şu anki dünya
tüm alemler birbileri ile ilişkilidir ve tek noktayı bilen herşeyi biliyordur
Burada kafa karıştıran soru şudur
Ol Diye Emrettiğinde Herşeyi Olduran Rabb'im
dünyayı altı günde yaratmıştır.
o zaman tüm zamanda dahil tüm kainat tek noktadır
ama kainatı oluşturan Ol Emride tek noktadır
buda bize Yaratılıştaki Rabb'imizin Ezeli İlmini Öğretir
"Ol" hem başlangıç hem sondur. hem ilktir hem ortadır hemde nihayettir
Burada Rabb'imizin Kudreti ortaya çıkar ve herşeyi Rabb'imizin Şekillendirdiği Esmalar Tekleşir

EL MALİK,EL MUSAVVİR,EL LATİF,EL KADİR,EL MUHTEDİR,
EL MÜTEKEBBİR,EL ALİM,ES SEMİ, EL BASAR (CELLE CELALİHU)

hepsi aynı şeyi anlatır Ol Emri Şerifini İşte burada Allahu Teala'nın Rab İsmi Şerifi Tezahür eder tek noktada ve her noktada
her ilişkide her zamanda her etkileşimde ve her varlıklanma noktada
her an EŞ ŞEHİD !
şekil veren EL MUSAVVİR!
islah eden ER RAB !
canlılık veren EL KAYYUM !
hakim olan EL MALİK !
Yaratan EL ALİM !
incelikleri bilen EL LATİF !
karşı konulamayan mutla kudret sahibi ve Tek olan gibi gider
Bu noktalarda mana beden nedir onu inceleyelim

MANA BEDEN NEDİR ?

aslında her İsmi Şerfi vahdeti yani tekliği simgeler
ve her İsmi Şerif Yaratanı anlatır aslında dokunduğunuz gördüğünüz herşey dokunmanız görmeniz hep Ol Emri Şerifidir
Ol Emri Şerifinde Allah'ı Tealanın Ezeli Ebedi Kadim Zatını müşahade edersiniz
bu müşahade sadece dokunduğunuz duyduğunuz gördüğünüz şeylerde değil kendi varlığınızdada gerçektir

Bunun için Yunus Emre Hazretleri İki söz söylemiştir.
İLİM İLİM BİLMEKTİR
İLİM KENDİN BİLMEKTİR
SEN KENDİNİ BİLMEZ İSEN
YA NİCE OKUMAKTIR
diğeri ise
YARATILANI SEVERİM YARADANDAN ÖTÜRÜ

çünkü Yaratılan Ol Emridir burada Yunus Emre'nin Sevdiği yaratılanın kendisi değil Ol Emrindeki Allahu Teala'nın Ezeli Ebedi Kadim zatıdır pantesitçiler burada karıştırmışlardır
Ol Emri mahluk değildir ama Yaratılan mahlukdur
ama yaradılan Ol Emridir nasıl olur bunu size özne misali ile açıklayabilirim
-Yaradılan ilk farkettiğimiz özne nedir
-Yaradılandır
-ama Gizli ve gerçek özne nedir
-Yaradılandaki yaradandır
yani Yaradılan yola çıkmış özne sorusu kim yola çıkmış
Yaradılan
o zaman özne yaradılandır.
yaradılan kelimesi genel olduğu için genel bir saygı gerektirmez
ama yaradılanı incelersek
-Kim tarafından yaradılan
-Allah Tarafından
o zaman Yaradılan Yaradan Tarafından yarartılan anlamına
gelir
Yaratanı anlattığı için Saygı ister bunun gibi yaradılan yani mahluk olan saygı istemez mahluktur
ama Yaratan Tarafından Yaratılan Yaradanın Yaratması Olduğu için Mahluk değildir saygı ister
pantesit görüşçüler kainat Allahtır demişler haşa onlar yaradılanı mahluk olanı İlah yerine koymuşlar

Anlamamışlar Pir Muhyiddini Arabi Hazretleri Gibi Alim Evliyaların Sözlerini

Alim Evliyalar yaradılana değil mahluk olana değil
tüm kainatı oluşturan Ol Emrinin Sahibi Olan Ezeli ve Ebedi Allahu Teala'nın Kadim Zatına Yaradan Demişlerdir

yani panteistçileri benzetmeyle anlatıcak olursak
PANTEİSTÇİLER
Ender kardeşin kurduğu cümleye Ender demişler.
Ama Alim Evliyalar ise Ender kardeşim kurduğu cümledeki Ender kardeşin fikrine Ender demişler
Panteizm, geniş bir çerçeve içinde ele alındığında, Tanrı'nın dünya ile olan olumlu ve organik ilişkisi bakımından deizmi aşan ve Tanrı'nın dünyaya aşkın değil de, içkin olduğunu öne süren Tanrı anlayışı ya da görüşü. Tanrı ile evreni bir, aynı ve özdeş kabul eden görüştür.
Panteizm ya da tüm tanrıcılık, her şeyi kapsayan içkin bir Tanrı'nın,[1] Evren'in ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşüdür.
[2] Panteistler kişileştirilmiş ya da antropomorfik bir Tanrıya inanmazlar.
[3]cümleyi ender kabul etmek panteizmdir
Ama cümledeki fikre enderindir demek Alim Evliyaların Sözüdür
Alim Evliyalar Cümledeki Endere ait fikirden dolayı cümleyi severler
Yaradılanı Yaradandan Ötürü sevmek
yani
panteistçiler ise cümle enderdir derler
halbuki cümle kelamdır
ender insan
halbuki kainat Yaratılan mahluktur
Ol Emri Allah Kelamı.
SELAM VE DUA İLE